Bani Saide Gölgeliğinin batısında bulunan küçük bir dağdır. Süle’ Dağı, Sela Dağı ile Usâs olarak bilinen Ri’ tepesi arasında bulunur.
Geçmişte Cüheyne Dağı olarak anılan bu bölgenin evleri onun güneyinde ve doğusundaydı.
Bu küçük dağın kıble tarafında, Peygamber döneminde Cüheyne Mescidi veya Beli Mescidi olarak bilinen bir mescid vardır. Aynı bölgede iki mahalle vardı, Beli kabilesinin şeyhi, mescit olarak kullanacağı bir yer edinmek istedi, Resulullah (sav)’den bir yede namaz kılmasını kendisinin de o yeri namazgah edinmek istediğini söyledi. Resullullah (sav) belirlediği yerde namaz kıldı. Sonraları buraya Beli Mescidi ya da Resullullah (sav) Cüheyne muhacirleri için bir hat / bölge belirlediği için Cüheyne Hattı denilmeye başlandı. Cüheyne halkı orada yerleşti.
Bu küçük dağın üzerinde eski bir Türk kalesi vardır. Süle’ Dağı, Allah'ın Elçisi (sav) tarafından kurulan Medine çarşısının batı yönünden son sınırı olarak kabul edilir. Peygamber efendimiz’in (sav) kurduğu bu çarşı kuzeyde, Cebelü’l Müstened, doğusunda Meşhed’ün Nefsi’z Zekiyye galerisi, güneyde Musalla Mescidi’ne (bulut/gamame mescidi) kadar uzanır ve ortasında da yağ taşlarının bulunduğu yer bulunur. Bir rivayette Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in gösterdiği bir mucize geçer. Öyle ki Resulullah (sav) yağ istediğinde yağ bulunamamıştı. Derken bu taşlardan bir yağ pınarı çıktığı belirtiliyor. (Bu rivayete kaynaklarda rastlayamadık ama Medine tarihi kaynaklarında çok geçer. Ayrıca buranın yerinin belirlenmesi Beni Kurayza savaşına ait olayların bilinmesi açısından önem taşıyor.)
Gaffar muhacirlerinin evleri, Cüheyne muhacirlerinin evleri ile Beni Saide Gölgeliği arasında yer almakta olup, üzerinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.) dönemindeki muhacirlerden Benî Eslem'in evleri bulunmaktadır.
Ebu Rühm el-Gıfari Külsüm bin Husayn’ın evi de buradaydı. Uhud günü boğazından okla vurulmuş ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına getirilmiştir. Resulullah (sav) boğazına mübarek tükürüğünü sürmüş ve Ebu Rühm böylelikle iyileşmiştir. ve Ebu Rühm'e Menhûr (boğazından yaralanmış / orman aslanı anlamında) lakabı verildi.
Mescid-i Nebevi'ye ait alanı genişletmek için bu dağ kaldırılmıştır.


