Haram bin Sa’d bin Muhayyısa’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Büyük Akik Yolu (Akik Vadisi) üzerindeki aslı iki minareli olan mescidde namaz kılmıştır. Semhudi dedi ki: İbni Zebale, Abdullah bin Bulaa dan rivayete göre, ilk muhacirlerden dördünün hepsi de; “Rasulullah (s.a.v.), "iki minare arasında olan Cebeli Ahmer’a çıktı ve orada kokuşmuş ölü bir koyun gördü.” diye rivayet etmiştir. Hadis Müslim'de Cebeli Ahmer’den bahsetmeden geçmektedir: Müslim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yayla köylerinden birinden şehre girerken pazara uğradı, halk etrafındaydılar. Derken küçük kulaklı ölü bir oğlağın yanından geçti. Onu eline alarak kulağından tuttu. Sonra: «Hanginiz bunun bir dirheme kendinin olmasını ister?» dedi. Ashâb: Biz onun bir şey mukabilinde bizim olmasını dilemeyiz. Onunla ne yapabiliriz ki, dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bunun sîzin olmasını diler misiniz?» diye sordu. Ashâb: Vallahi diri olsa kusuru vardı. Çünkü kulakları küçüktür. Ölü olduğu halde onu ne yapalım? dediler. Bunun üzerine: «Şimdi vallahi Allah nezdinde dünya sizin indinizde şu hayvandan daha kıymetsizdir.» buyurdu.
Rivayette: “Diri olsa kusuru vardır” İbrahim bin Muhammed’in babasından rivayet ettiğine göre dağın adı El-En'am'dır. Semhudi şöyle demiştir: Akik’e giderken Rakikayn’ın ilkinden geçtiğinde solunuzda kalan Cebeli Ahmer’dir. Anlatılanlar bu şekilde gösteriyor. Ben ona gittim ve tırmandım ve onu işaret eden temelleri gördüm. Orada bu mescidin yerinde Rakikayn’ın yanında bu iki minare göründü.
a- İki minarenin yakınında bulunduğundan dolayı Minareteyn Mescidi olarak anılmaktadır. Minareden kasıt, Harra'nın kuzey tarafındaki iki sarı dağdır. Bugün Asiferayn (iki sarı dağ) olarak bilinirler. b- Beni Dinar yolunun yakınında bulunduğundan dolayı Beni Dinar Mescidi de denilir. Sümeyra bint Kays bu kabiledendir: İbn İshak şöyle dedi: Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanından Beni Dinar’dan bir kadının yanından geçiyordu. O kadının kocası, erkek kardeşi ve babası, Uhud’da Resûlullah ile birlikte savaşmış ve şehit olmuştu), kadına yakınlarının şehadet haberi verildiğinde; Allah Resulü (s.a.v.) ne durumda? Diye sordu. “Falancanın annesi, Allah'a hamdolsun, o senin istediğin gibi iyidir.” Dediler. Kadın, “Öyleyse bana onu gösterin, onu göreyim” dedi. Peygamber Efendimiz’e (sav) işaret edildi. Kadın onu görünce: Senden sonraki her musibet büyüktür /Celel’dir!" dedi. Diğer musibetler küçük demeyi kastetti. İbn Hişam der ki: Celel, az ve çoktan gelir. Burada küçük / az demektir.



